Siğil Tedavisi

Siğil, ciltte papilloma virüsünün neden olduğu küçük şişkinliklerdir. Özellikle çocuklar ve ergenlerde daha sık rastlanmaktadır. Genellikle zararsız olsalar da estetik olarak rahatsız edicidirler ve bazen ağrı, kaşıntı ya da kızarıklık gibi şikâyelere neden olurlar. Siğiller iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mukozal dokularda veya deri üzerinde meydana gelen iyi huylu olanlarına benign (iyi huylu) oluşumlar denir. Kötü huylu olan siğiller ise malign (kötü huylu) transformasyon olarak ifade edilir. Siğil tedavisiyle iyi ya da kötü huylu siğiller cilt yüzeyinden alınır.

SİĞİL NEDEN OLUR?

Siğil, HPV (Human Papilloma Virus) olarak adlandırılan insan papilloma virüslerinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Sadece iki tür siğil HPV kaynaklı değildir. Göbekli siğil olarak da adlandırılan molluskum kontagiosum poxvirüs ailesinden molluskum kontagiosum virüsü tarafından oluşturulmaktadır. Seboreik siğillerde ise etken bir virüs değildir. Bunlar seboreik keratoz olarak da adlandırılır, gerçek siğil değildir. Bu nedenle bulaşıcı özellik taşımamaktadır. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde siğil görülme oranı daha sık olmaktadır.

SİĞİL TİPLERİ NELERDİR?

Siğile neden olan HPV’nin çok fazla türü bulunmaktadır. Enfeksiyondan sorumlu virüs tipine ve yerleştiği bölgeye bağlı olarak, morfolojik açıdan farklı tipte siğiller ortaya çıkmaktadır. Ayrıca siğile benzeyen ancak farklı bir kökene sahip bazı cilt lezyonları da bulunmaktadır.

VERRUCA VULGARİS

Verruca vulgaris en sık rastlanılan siğil türüdür ve vücudun her tarafında görülebilmektedir. Fakat en sık ellerde ve ayaklarda bulunur. Parmaklarda sıklıkla tırnak kenarlarına yerleşme eğilimi gösterir. Bu siğillerin büyüklüğü bezelye boyutuna kadar ulaşabilmektedir. Genel olarak, verruca vulgaris basınç ağrısı ya da kaşıntıya neden olmaktadır.

VERRUCA FİLİFORMİS

Uzun, iplik benzeri bir gövdeye sahiptir ve verruca vulgaris tipi siğillerin özel bir şeklidir. Özellikle yaşlı bireylerde yüzde (göz kapakları, dudaklar, burun) veya boyunda çıkma eğilimi gösterir. Bu siğiller bazen kaşıntılı olabilmektedir. Ayrıca yıkama, kurutma veya tıraş sırasında tahriş ya da yaralanma oluşabilmektedir. Kozmetik açıdan oldukça rahatsız edicidir ve bu nedenle tedavi edilmesi önerilir.

VERRUCA PLANTARİS

Ayak tabanında görülen siğillerdir. Bu siğiller oldukça ağrılıdır. Genellikle yüzme havuzu, hamam, spor salonu gibi ortak kullanım alanlarında çıplak ayakla dolaşırken bulaşma ihtimali yüksek olur. Tedavide sıklıkla salisilik asit içeren bantlar tercih edilmektedir. (h4)

GÖBEKLİ SİĞİLLER (MOLLUSCA CONTAGİOSA)

Göbekli siğiller, görünümleri siğile çok benzese de gerçek siğil değildir. Papilloma virüslerinden kaynaklanmamaktadır. Gerçek siğillerden farklı olarak bu siğil benzeri, zararsız cilt nodüllerinde erken mikroorganizma molluscum contagiosum virüslerdir. Göbekli siğiller vücutta daha çok gruplar halinde yerleşim göstermektedir. Yetişkinlerde en sık genital bölgede görülmektedir. Çocuklarda ise gövde, yüz, boyun veya koltuk altlarına yerleşmektedir.

SEBOREİK SİĞİLLER

Seboreik siğiller gerçek siğil değildir. Bunların neden oluştukları tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte virüslerden kaynaklanmaz ve bu sebeple de bulaşıcı değildir. Genellikle yaşlılarda rastlanır ve seboreik keratoz olarak da adlandırılır. Yüz, göğüs, sırt, el sırtı, kol ve bacaklarda görülür. Görünümleri çeşitlilik gösterir ve farklı alt tipleri bulunur. Tedavisi cerrahi olarak ya da lazerle yapılmaktadır.

 

SİĞİL TEDAVİLERİ NELERDİR?

●        Elektrokoter Tedavisi (Yakma): Elekrokoterizasyon yönteminde, yüksek frekanslı RF dalgalarla ani ısı verilerek lezyonlar yakılır. İşlemin ağrısız olması için lokal anestezi kullanılır. Yakılan yerler kabuklanarak, kendiliğinden iyileşme sürecine bırakılır. 10-15 günlük bir iyileşme süreci genellikle yeterli olmaktadır.

●        Kriyoterapi (Dondurma): Kriyoterapi tedavisinde doktor siğile sıvı azot uygular. Sıvı azot aşırı soğuktur ve üst cilt katmanındaki hücreleri yok eder. Kriyoterapi uygulaması farklı şekillerde yapılabilmektedir. Uygulama sırasında genellikle pamuklu bir çubuk, sıvı azotun içine batırılır ve siğil üzerinde birkaç saniye baskı uygulanır. Uygulama haftada en az bir kez siğil tamamen geçinceye kadar tekrarlanmalıdır.

Kriyoterapi bazı yan etkilere neden olabilmektedir. Bu yöntemle siğil tedavisi sırasında ağrı ve sonrasında bazı kişilerin cildinde skar adı verilen yara izi ya da renk değişikliği oluşabilmektedir. Diyabetik ayak veya periferik arter hastalığı olan kişilerde siğiller kriyoterapi ile tedavi edilmemelidir. Çünkü örneğin ayaktaki siğile uygulanan tedavi sinir hasarına veya kötü iyileşen yaralara neden olabilmektedir.

Siğilin üzerine sıvı nitrojen gazı ile dondurma işlemi uygulanmaktadır. Açık yara oluşmaz, bu nedenle enfeksiyon riski taşımaz.

●      Lazerle Siğil Tedavisi: Lazer uygulamaları, kriyoterapi ve radyo frekans tedavilerine direnç gösteren siğillerde diğer bir tedavi seçeneğidir. Özellikle ayak tabanı gibi derinin kalın olduğu bölgelerdeki dirençli siğillerde kullanılabilir.

●        Radyofrekans RF Tedavisi: Elekrokoterizasyon yöntemine benzeyen bu yöntemle çevre doku ısı etkisinden korunmaktadır, bu sebeple iyileşme daha kısa sürede gerçekleşmektedir.

●        İlaçla Siğil Tedavisi: Salisilik asit, trikloro asetik asit kullanılabilmektedir.

●        Cerrahi tedavi: Bazı siğillerde ilaç ya da kriyoterapi tedavisi işe yaramayabilir. Bu durumda siğil cerrahi olarak çıkarılmak suretiyle tedavi edilir. Lokal anestezi ile bölge uyuşturulduktan sonra siğil, ısıtılmış neşter yardımıyla kesilerek çıkarılmaktadır.

1-4

SİĞİL NEDEN OLUR?

Üste Çık
whatsapp telegram viber vk
SİZİ ARAYALIM