Dişlerin istemsizce sıkılması, çeneye ve diş yapılarına zarar verebilir. Bunun önlemek için kullanılan bir tedavidir. Farkında olmadan dişlerini sıkan veya gıcırdatan kişilerin çiğneme kaslarına yapılan botoks işlemine diş sıkma botoksu veya masseter botoksu denir. Botoks maddesi enjeksiyon yöntemiyle çenedeki belirli noktalara enjekte edilir. Enjekte edilen madde kasın gerginliğini azaltır ve çene kemiğine yaptığı baskıyı azaltır.

Çenedeki çiğneme kaslarından biridir. En belirgin ve güçlü çiğneme kasıdır. Yüzeysel ve belirgin olarak iki kısımdan oluşur. Yemek yerken bu kası aktif olarak kullanırız. Fakat bazı durumlarda bu kasta fazla kasılmalar yaşanabilir. Geceleri uyurken veya farkında olmadan güçlü kasılmalar yaşanabilir. Böylelikle çene kemiğinin zorlanmasına sebep olur.

Stres ve genetik faktörler veya aşırı diş sıkma, gıcırdatma, sakız çiğneme, sert cisimleri dişle kırma gibi davranışlar sebebiyle büyür. Büyümenin önüne geçmek için bu kaslara botoks işlemi uygulanır.

Diş sıkma sorunu yaşayan kişilere uygulanan masseter botoks işleminin etkisi, ortalama 3-6 ay kadar sürer. Uygulama yapılırken şikâyetler gözlemlenir, eğer yetersiz gelirse işlem tekrarlanabilir ve botoks miktarı arttırılabilir.

Masseter botoksu sonrası bir süre çiğneme hareketlerine dikkat etmek, sert gıdalar çiğnememek gereklidir. İşlemden sonraki 12 saat boyunca sıvı, yumuşak, püre tarzı gıdaların tüketilmesi ve çiğneme konusunda zorlanmalara sebep olunmaması önemlidir. Ayrıca 24 saat boyunca kan sulandırıcılardan uzak durulması önerilir. İlk 1 hafta boyunca bölgeyi ovuşturmamak, botoksun farklı bölgelere yayılmasını önler.

Dişlerin istemsizce sıkılmasına neden olan kas hareketine bruksizm denir. Tedavi edilmesi gereken ve ciddi zararlara sebebiyet veren bir sorundur. Çene kemiğinde baskı yaşanmasına sebep olarak ağrı ve diş bozuklukları yaratabilir. Çenedeki masseter kasının büyümesi, diş yapılarının bozulması, baş ve çene ağrıları, oluşması istenmeyen problemlerdir. Bu yüzden çene kasına uygulanan botoks işlemiyle bu sorunun ortadan kaldırılması gerekir.

Diş sıkma hareketi genellikle istemsizce yapılır. Kişi dişlerini sıktığının farkında değildir ve ilerleyen günlerde çene ağrıları yaşadığında sorunu fark edebilir. Bu durum çoğunlukla stres kaynaklı yaşanır. Stres dışında yorgunluk, kaslarda gerginlik veya depresyon nedeniyle diş sıkma davranışı gelişebilir.

Dişlerin istemsizce sıkılması veya gıcırdatılması dönemsel bir problem olabilirken, bazı durumlarda uzun süre boyunca görülür ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Dönemsel olan kas aktivitesi, bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalkabilir. Bu sebeple stres faktörlerinin ortadan kaldırılması doğru olacaktır.

Diş sıkma veya gıcırdatma problemi, çene kemiğini ve hatta dişlerin yapısını bozabilen bir problemdir. Bu yüzden mutlaka tedavi edilmelidir. Ancak öncelikle sebeplerinin araştırılması gerekir. Ruhsal sorunlardan kaynaklı bir durumsa psikoterapiler almak gerekebilir. Kişi yorgunluk veya gerginlik halindeyse bir müddet dinlenmesi, stresli ortamlarda kalınmaması tavsiye edilir. Eğer tüm bunlar çözüm olmuyorsa veya acil bir çözüm gerekiyorsa masseter botoksu uygulanarak sorun uzun bir süre boyunca ortadan kaldırılır.

Bu işlemin etkileri yaklaşık 4-6 ay kadar görülür. Bu süre sonunda tekrar uygulanması gerekir. Yani yılda 2 kez uygulanır. Bazı kişilerde ilk uygulamadan sonra etkilerin zayıf olduğu görülebilir. Böyle bir durum varsa ilk uygulamadan kısa bir süre sonra 2. seans işlem uygulanması gerekebilir.

Çeşitli çevresel etkiler ve yaşlanma sebebiyle ciltte oluşan kırışıklıkların geçici olarak yok edilmesini sağlayan işlemdir. İnce mimik kırışıklıklarının açılmasına ve cildin gergin hissedilmesine sebep olur. İçeriğinde, kasların etkinliğini azaltacak bir bakteri bulunur. Bu madde cilt altına enjekte edilerek mimik kaslarına etki eder.

Kırışıklıkların giderilmesi, cildin gergin ve sağlıklı görünmesi için uygulanır. Uygulandığı bölgedeki kasların aktif bir şekilde kasılmasını sınırlandırmak için uygulanır. Bu sayede, daha az mimik yapılabilir ve mimik kırışıklıkları görünmez. Aynı zamanda kırışıklıkların bulunduğu bölgeyi gererek kırışıklıkları yok eder. Bir süre kırışıksız görünümün tadını çıkarabilir, etkisini yitirdikten sonra tekrar işlem talep edebilirsiniz.

Cilt hücreleri sürekli kendini yeniler. Yaş ilerledikçe kolajen üretimi azalsa da, cilt yenilenmeye devam eder. Bu sebeple, dışarıdan enjekte edilen her içerik, bir süre sonra etkilerini kaybeder. Cilt dokusu, botoksu da absorbe ederek botoks öncesi haline geri döner. Kırışıklıklar eskisi gibi görünür ve mimikler rahatça kullanılır.

Genellikle 3-4 ay sonrasında etkileri yitirilir. Kalıcılığın daha uzun etkiler yaratması için en az 2 yıl düzenli olarak işlem tekrarlanmalıdır.

Sarkmaları ve kırışıklıkları bulunan herkese kırışıklık botoksu uygulanabilir. Genellikle 30 yaş üstünün tercih ettiği bu işlem, daha erken yaşlarda genetik olarak problemler yaşayan kişilere de uygulanabilir. Kırışıklık botoksu dışında diş sıkma için, aşırı terleme için ve migren için de uygulanır. Bu sebeple yaş skalası geniştir.

İşlem, kasları geçici olarak etkiler. Kalıcı bir etkisi olmadığı için kaslara herhangi bir zararı bulunmaz. Uygulanan içeriğin ciltte alerjik reaksiyon göstermesi çok düşük bir ihtimaldir. İşlem enjeksiyon yöntemiyle uygulandığı için, uygulama bölgelerinde normal olarak hafif kızarıklıklar görülebilir, bunlar 1-2 saat sonra kendiliğinden kaybolacaktır.

İşlemin etkileri, madde enjekte edildikten hemen sonra fark edilmeyebilir, 3 veya 4 gün sonra hafifçe görülmeye başlar. Sonuçları daha belirgin görebilmek için en az 1 hafta, 10 gün beklenmelidir. Tamamen oturması ve net olarak gözlemlenebilmesi için 15 güne ihtiyaç vardır.

Kırışıklık görünümünü yok etmek ve daha gergin yüz hatlarına kavuşmak için alın bölgesine, kaş arasına, dudak üstüne, ağız ve göz çevrelerine uygulanır. Tek bölgeye veya hangi bölgelere uygulanması talep ediliyorsa o bölgelere aynı zamanda uygulanabilir. Çoğunlukla kazayağı denen kırışıklıklara ve dudaklara uygulanır.

Bu işlemin mevsimsel hiçbir kısıtlaması yoktur. Her mevsim uygulanabilir. Sadece dikkat edilmesi gereken konu, işlemin etkilerinin 15 gün sonra tamamen görülecek olmasıdır. Bu sebeple tatilden 15 gün önce veya tatil sonrası yaptırılması uygun olabilir. Tamamen tercihe bağlı olarak değişebilir.

Birçok insanın sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen migren ağrılarını kökten yok edecek bir tedavi beklenir. Fakat uygulanan ilaç tedavileriyle veya migren botoksu işlemiyle ağrılar geçici olarak yok edilebilir ya da azaltılabilir. Sınırlı etkilere sahip olan bu tedaviler dışında migren ataklarını tetikleyen faktörlerden uzak durmak önemlidir.

Migren ağrılarının azaltılmasında kullanılan botoks enjeksiyonu işlemi, başın belirli bölgelerine uygulanır. Genellikle alın, şakak ve ense bölgelerindeki noktalara verilir.

Böylelikle aniden başlayan ataklar önlenir. Botoks maddesi, ağrıya neden olan sinirleri baskılayarak ağrı hissini engeller. Mevsim geçişlerini ağrısız ve rahat atlatmak için uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

Tamamen migreni yok etmese de, botoks işleminin etkileri 4 aya kadar sürebilir. Atakların hangi dönemlerde geldiği biliniyorsa, bu dönemlerden önce işlem uygulanması etkili olacaktır. En geç her 6 ayda bir yaptırılması tavsiye edilir. Hayatı zorlaştıran atakların bir süre kesilmesi, birçok kişi için inanması güç olsa da fazlasıyla kurtarıcı olarak görülüyor.

Migren, çok şiddetli ağrılarla kendisini hissettirir. Fakat şiddetli ama normal bir baş ağrısıyla karıştırılmamalıdır. Kronik ataklarla hissedilen migren, şiddetli baş ağrısının yanında mide bulantısı ve kusma, sese ve ışığa aşırı duyarlılık, halsizlik, iştahsızlık gibi semptomlara neden olur. Semptomlar migrenin varlığında belirleyicidir. Böyle durumlarda doğru teşhis için bir nöroloğa görünmeniz beklenir.

Gebelik ve emzirme dönemlerinde botoks ve benzeri işlemler yapılamaz. Migren ilaçlarının kullanımı da bu dönemde bırakılmalıdır. Bu sebeple, rahat bir gebelik dönemi geçirmek isteyen kadınların gebelik öncesinde botoks yaptırmaları uygun olacaktır. Koruyucu etkisi 4 veya 6 ay süreceğinden, hamileliğin bu döneminde ataklar görülmez.

Genellikle kronik migren sorunu yaşayan, şiddetli ağrı atakları geçiren ve 18 yaş üzeri olan kişilere uygulanır. Bilinen önemli bir yan etkisi olmadığından sıklıkla tercih edilir. Cilde veya kaslara zarar vermez.

Ağrı atakları için yapılan botoks işlemi sadece migren ağrılarında etkilidir, diğer tipteki baş ağrılarına etki göstermez. Sadece birkaç ay boyunca migreni önlemek üzere uygulanır.

Migren ataklarının başlamasını önlemek için bol su tüketilmesi önerilir. Baş bölgesine yavaşça yapacağınız soğuk uygulamalar, ağrının şiddetini azaltabilir. Şakakların lavanta yağıyla ovulması da diğer önlemlerden biridir. 

Çocukluk çağında bile görülebilen migren belirtilerinin tanınması güç olabilir. İlk 3 yaş içinde görülebilmekle beraber, 7 yaşından küçük çocuklarda migren atakları yüzde 1-3 oranındadır. Ergenlik çağındaki çocuklarda bu oran yüzde 5-10 seviyelerine çıkar. Çoğunlukla 20-30 yaş aralığında ataklar görülür.

Aşırı terleme sorunu bulunan kişilere yönelik cerrahi ve cerrahi olmayan tedaviler bulunur. Cerrahi olmayan işlemler genellikle bölgesel ilaçlar, ter bezi baskılayıcılarıdır. Terleme botoksu, en sık kullanılan baskılayıcı uygulamadır. Bir diğer cerrahi olmayan tedavi de iyontoforezdir, bu işlem daha çok aşırı el ve ayak terlemelerinde kullanılır.

Aşırı terleme (hiperhidroz) tedavisinde botoks enjeksiyonu kullanılarak sorunun belirli bir süre boyunca ortadan kaldırılması amaçlanır. Aşırı terleme gösteren bölgelere botoks uygulanması işlemine terleme botoksu denir. Uygulama sonrası botoks maddesi, ter bezlerini çalıştıran sinir uçlarını baskılar. Bunun sonucunda, botoks enjekte edilen bölgedeki ter bezleri çalışmaz ve terleme gerçekleşmez. Vücut botoks maddesini bünyesinden atana kadar bu durum sürer.

Aşırı terleme görülen bölgelere uygulanan botoks işleminin etkileri, tıpkı diğer botoks işlemleri gibi geçici etkiye sahiptir. Etkinliği sürdüğü müddetçe rahatsız edici aşırı terleme problemi ortadan kalkar. İşlemden 4 veya 6 ay sonra etkilerini yitirmeye başlar. Aşırı terlemeden dolayı ciddi rahatsızlık hisseden kişiler, 4-6 aylık süreç sonrası dilerlerse işlemi tekrar talep edebilirler.

Aşırı terleme (hiperhidroz) sorununun önlenmesinde koltuk altındaki belirli bölgelere botoks işlemi uygulanır. FDA onaylı bir işlem olduğundan, sağlık açısından güvenlidir. Ter bezlerinin çalışmasını bir süre sınırlandırır, ancak kalıcı bir zarar vermez. Botoksla yapılan hiperhidroz tedavisi 20 yıldan uzun süredir yapılır.

Terlemeyi sınırlandırıyor oluşu, zararlı mı sorularını akıllara getirir. Sadece aşırı terleme gösteren bölgelere uygulandığından, diğer ter bezlerini engellemez. Böylelikle terleme botoksu yaptıran kişiler farklı bölgelerden terlemeye ve toksinleri atmaya devam eder.

Aşırı terleme görülen her bölgeye uygulanabileceği gibi, özellikle koltuk altı, el, ayak terlemelerinin sınırlandırılması için uygulanır. En çok koltuk altı terlemeleri için tercih edilmesinden dolayı diğer adı koltuk altı botoksudur.

Ter kokusu, terlemeyle salınan bakterilerin birikimi sonucu oluşur. Yani aslında kokunun kaynağı ter bezlerinin ürettiği sıvı değil, bakterilerdir. Bazı durumlarda sık sık duş almak bile yeterli gelmeyebilir. Özellikle hiperhidroz problemi yaşayan kişilerde terleme çok aktif olacağından, bakterilerin neden olduğu koku hızlıca oluşabilir.

Psikolojik olarak büyük problemlere sebep olan aşırı terleme, gerek görüntüsü gerekse kokuya neden olması sebebiyle ortadan kaldırılmak istenir. Botoks işlemiyle kısmi sürede olumsuz psikolojik durumdan kurtulmak mümkün hale gelir. Terleme gerçekleşmediği için koku faktörü de en az 4 ya da 6 ay boyunca ortadan kalkmış olur.

Normal bir terlemeden daha yoğun bir şekilde terleyen yani hiperhidroz sorunu yaşayan 18-65 yaş aralığındaki herkese uygulanabilir.

Üste Çık
whatsapp telegram viber vk
SİZİ ARAYALIM